3 Haziran 2016 Cuma

3 Haziran 63 / Nazım'a özlemle

"üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
'mutlu aşk yoktur'
bilirsin..."

Diyordu Turgut Uyar "Sibernetik"inde; "mutlu aşk yoktur."

Nazım Hikmet ise karısı Piraye'ye şöyle yazıyordu mektuplarının birinde: "Seni nasıl seviyorum biliyor musun? Ot yağmuru nasıl severse, ayna ışığı nasıl severse, balık suyu ve insan ekmeği nasıl severse, sarhoşun şarabı, şarabın billur kadehi sevdiği gibi, annenin çocukları, çocukların anneleri sevdikleri gibi, Lenin’in inkılâbı ve inkılâbın Marx’ı sevdiği kadar..."

Yine o mektupların birinde; "Çıkarsam ve sana kavuşursam, bu öyle dayanılmaz bir saadet olacak ki, gebereceğim diye korkuyorum."

Oysa öyle olmadı. Kavuştular; fakat ne oldu ise ayrıldılar. 

Adını kol saatinin kayışına tırnağı ile kazıdığı Piraye ile, 17 yıl boyunca mektuplaşır Nazım Hikmet. 518 mektup... Daha sonra, dayısının kızı Münevver'e, en sonda Vera'ya aşık olur ve Vera'nın kollarında ölür.

Böyle bir aşk biterse her aşk bitebilir demeden edemiyor tabi insan mektuplara baktıkça. Ancak aşkın tek bir tanımı yok ki. Yeryüzünde kaç yürek atıyorsa, eğer ki sevmeyi bile beceremeyen bir kalpsiz değilse insan, o kadar tanım çıkar. Kimi aşka aşık, kimi gerçek aşık. Kiminin harcı değil kimi farkında. Her biri bir seviş şekli, hikayesini yaşar. Günü gelir aldatılır, canı yanar; öfkelenir. Ama ne olursa olsun, acının/nefretinin gölgesinde zaman omuz verir, örter üzerini geçmiş sevişlerin. Soğutulursun. 

"Herkese selam, sana hasret"

Ve Nazım'ın birçok mektubunun sonuna yazdığı not bu. Bir mektubunda şunu diyor Piraye'ye: 

"Sen benim gözlerimin içine bakarak bir kere olsun seni seviyorum dememişsindir. Ben, her yerde, her zaman, yaldızlı bir denizin üstünde, çam ağaçlı bir balkonda olsun, karanlık, yalnız senin gözlerinin ışıltısını gördüğüm ılık bir odada, bir hapishanenin görüşme yerinde olsun, mektupla olsun, mektupsuz olsun, nesirle olsun, şiirle olsun, içimden her gelişte sana, seni seviyorum, demişimdir."

Nazım buna sitem der miydi bilmiyorum ama bal gibi de bir sitemdir bu sevgiliye. Daha yüksek perdeden haykırılmak istenen, fakat ancak bir mektup pasajında araya sıkıştırabildiği. Çünkü o seviyor, aşkından emin; fakat kadın bir kez daha bir adım gerisinde sevginin. 

"Pişman değilim yaşadıklarımdan, 
Öfkem belki de yaşayamadıklarımdan."

Büyük ustaya özlem ve saygıyla. 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder