14 Aralık 2014 Pazar

Altın nesildik!

Seksenlerin ortasında doğarak, böylelikle hem seksenlerin lanetini üzerimde taşıdım, hem de o güzelim 90'lı yıllarda çocuk oldum. Çocukluğumuzu sokaklarda yaşadık, her bir dönemin trendlerini tadarak, bilgisayardan uzak 'radyasyonsuz' büyüdük. Bir elimiz toprakta bir elimiz o zamanlar yeni yeni gelişen oyun konsollarındaydı. Ataricilerde para-jeton dengesini kurup, en uzun süre vakit geçirebileceğimiz oyunlara jeton attık. Parasız kalınca mahalleye dönüp 10'da devre 20'de bitmeli maçlar yaptık. Susadık, kana kana su içtik. Patlak futbol topunun içine plastik top koyup, yenilerini yapmayı öğrendik. En son bizim dönemimizde kaldı meşe oynayan çocuklar, bizden sonra sokaklarda göremedik porselenli, agovlu, çinli, kedigözlü meşeleri. Zaten toprak kalmadı etrafta, her yer betondu artık. Çocukluğumuzda sırtında oturduğumuz tepelerde artık 40 daireli apartmanlar dikili. O dönemi de yaşadık, yeşille büyüdük. Kötü karnelerimiz oldu; ustalıkla 1'leri 4 yapmayı öğrendik karne üzerinde. Matematik'i de 4 gören anne-babayı yalandan gururlandırdık. Altın nesildik.