5 Haziran 2018 Salı

Ahlat Ağacı filmine 5 maddelik yaklaşımım


Ne bir fragman ne iki satır film açıklaması okumadan izmir karaca sinemasında 3 saat 8 dk olduğunu bile son anda öğrenerek izledim Nuri Bilge Ceylan'ın son filmini, Ahlat Ağacını. Filmi çok beğendim; şöyle ki 5 maddede nasıl anlatırdın derseniz;

1) Filmin bizden olduğunu, bizden izler taşıdığını herhalde söylemeye gerek yok. bizi bu yönüyle mi çekiyor film; yoksa bir yabancının gözünde de aynı seyir zevkini, duyguları uyandırıyor mu diye merak edip düşünüyorum. sonrasında cannes'dan ödülle dönememiş olsa da puanlamadaki başarısı, uzun süre ayakta alkışlanması vs filmin evrensel bir tonda olduğunu düşünmeme yetiyor. kendi açımdan açıkçası film çan'da değil de latin amerika varoşlarında geçen bir film olsaydı da seyir zevkimi en fazla yüzde 10 etkilerdi. yani bu yönüyle filmin bizim topraklarda geçmiş olması elbette türkiye halkları üzerinde daha fazla seyir zevki oluşturacaktır; fakat evrenselliğinden çok bir şey kaybetmeyecektir.

2) Oyunculuklardan bahsetmemek elbette olmaz; fakat zaten birçok şey söylenmiş haklarında. sinan karakterini canlandıran doğu demirkol'un performansı elbette etkileyici; mimikler, taşralı diyalogları, içten küfürleri, sohbet sırasında karşı tarafı delirten sırıtışı vs.

Fakat asıl oyunculuk parantezini murat cemcir 'e açmak istiyorum. bu tip hafiften kırık ya da genel tabirle deli * rollerini oynamak ciddi bir oyunculuk yeteneği gerektiriyor olsa gerek. ben bilmiyorum, bu işin ehli değilim; fakat bir sinemasever olarak son dönemde izlediğim geceyarısı kovboyu filminde dustin hoffman performansı üzerine, büründüğü bu zor rolün hakkını verebilen başarılı bir murat cemcir gördüm ben. saygılar sevgiler diyor, bundan böyle takipçisi olacağımızı buradan bildiriyoruz.

3) Filmin sinematografik ve teknik gücünün çok fazla olduğunu düşünüyorum. bu özelliği bize kamera açılarından tutun da sıra dışı amors çekim denemeleriyle (öyle ki bazı ikili sahnelerde, örneğin sinan'ın okuldan kız arkadaşıyla konuştuğu sahnenin uzun bir bölümünde sinan'ın sırtı dönük, yalnızca kızı izliyoruz), tesadüfi olduğunu hissettiğimiz mekan çekimlerine, özellikle günün ağardığı ilk anlarda yapılan çekimlere ya da kadrajı klasik anadolu motifleriyle tümüyle dolduran sabit ya da hareketli çekimlerle söylemek mümkün.

Ses ile eşsiz desteklenen sinematografi, öyle ki bazı sahnelerde nefesimi derinleştirerek kokuyu ya da rüzgarı hissetmeye çalışma refleksi vermiştir. öte yandan filmin ya da bazı sahnelerin uzunluğu bir an bile sıkılma hissi oluşturmadı. aksine film bitmesin istedim diyebilirim; çünkü diyaloglar iyiydi, sohbetler güzeldi, hiçbir sözcüğü kaçırmak istemedim. hikaye belli bir döneme değil daha uzun bir süreye yayılsın istiyordum. bu nedenle artık finale yaklaşırken, finalde sinan'ın kuyuyu babası uyurken kazmaya başlamasıyla seyircinin en azından kuyudan su çıktığını görelim öngörüsü de boşa çıkacaktı. nbc toplumsal gerçekçiliğin dibini görüp burada da bize kolay mutluluk vermeyecekti.


4) Nbc'nin filmde erk'in yasal tefecilerinden biri olan malum işletmeye ve bu tefeci yapının binlerce mağdurundan biri olan murat cemcir'in fevkalade oyunculukla oynadığı idris karakterinin yaşam açmazına bu kadar yakından değinmesi, bende filme dair ayrıca takdir ettiğim bir diğer konu oldu. bu tefeci yapı elbette yalnızca beygirlerle bitmemekte, keşke ucundan da olsa top üzerinden dönen tefeci yapıya da değinilseydi. çünkü türkiye'de şu an insanlar inanılmaz bir açmazın içindedir bu tekelci yapılar yüzünden. adeta filmde imamlarla dönen sohbette değinildiği gibi toplanılan ganimetten başka bir şey değildir.

5) Filmde özellikle kurgusal hatalardan bahsedenler olmuş. özellikle süreklilik ve geçişlerle ilgili problemler aktarılmış. ben de, özellikle süreklilikle ilgili problemleri yer yer fark edebildim. binali'nin konuşma yaptığı haber bandının ardından en az 3-4 farklı haber daha aktı tv'den, fakat sohbet o kadar hızlı akmıyordu ya da ileri zaman geçişi olan bir sahne değildi. bunları fark ettik fakat asla teknik küçük hatalara takılmadım elbette. filmin büyüsüne kendimi bıraktım, bana verdiği seyir zevki o hataları anında unutmamı sağladı. nbc'nin yanında olsaydım da bunları kendisine söyleseydim beni dinler miydi, bizim hata dediğimize o aynısını der miydi diye düşündüm kısa süreli.

Son olarak, filmin bize aktarımında emeği olan tüm sinema emekçilerine teşekkür etmek istiyorum. iyi ki varsınız.