31 Mayıs 2016 Salı
Yeniden özgürlüğe
"Küçükken hepimiz bisiklet sürerdik. Büyüyünce korkaklar arabalara kapandı. Cesurlar iki tekeri bırakmadı."
Bisikletle ilgili bir şeyler yazmak istedim ama yıllar sonra iki tekere dönüşün mutluluğunu kelimelere nasıl dökeceğim, inanın bilemiyorum. Hemen şu an yazmaktan vazgeçip bir noktaya dalıp sağa sola pedalladığımı düşünmek o kadar cazip geliyor ki. Bir gladyatör düşünün arenaya çıkmış, kalabalığın da coşkusuyla heyecan içinde...
Öncelikle bisiklet her dönem bir tutku olarak hayatımızda olacak sanıyorum. Çocukluğumu bir an olsun bisikletsiz düşünemiyorum mesela ben. O döneme ait birçok iyi-kötü anılarım iki tekerin üzerinde yaşandı. Pedallayarak gittik yazın kavurucu sıcağında serinlemek için Urla Siteler'e, Çeşmealtı'na. En dik yokuşlardan korka korka ama hızımızı kesmeden iki tekerle indik, rüzgarı keşfettik. Patlayan iç lastiğimizi evdeki kaşıklarla tekerden söktüğümüz anlar oldu, bu yüzden anneden eğilip bükülen kaşıklar için fırça yedik. (Bazen terlik) Fren papuçlarımızın aşınması yeni bir papuç ihtiyacını doğuruyor, harçlığımız yetişmezse ayakkabımızı fren papucu olarak kullanırdık. Bu nedenleydi ayakkabımızın ortadan erken aşınması. Çevrede içilip kırılmış bir şişe görsek anlam veremezdik şu büyüklerin yaptığına. Lastiğimizin patlaması başımıza gelebilecek en büyük felaketti.
Ve gün geliyor bisiklete yüz çeviriyor insan. Büyüyor çünkü! Uzun yıllar sürecek bisikletten kopuş başlıyor böylece. Annenin yer açılsın diye bisikleti hurdacıya verme girişimleri, bisikleti en azından komşunun çocuğuna vermeyle sona eriyor. Bisikletten kurtulan balkon yıkanıyor, yeniden kamuya açılıyor. Yıllar geçiyor. Sağda solda gördüğün bisikletlilere gıptayla bakıyorsun, özeniyorsun. Sanırım özledim diyorsun ama özlemin henüz seni derhal harekete geçirecek boyutta değil. Başka işlerin var çünkü. (Çok gerekli işler)
Ardından gün gelip bisiklet özlemi dayanılmaz bir hal aldığında, bir günde karar verip soluğu bisikletçide alıyorsun. Seçiyorsun bisikletini ve ilk günden, antrenmansız-kondisyonsuz km'lerce bisikletçiden eve pedallayarak gitmeye çalışıyorsun. Aşk bu ya, kesilir miyim, bacaklarım dayanır mı diye düşünmüyorsun. Çocukluğuna park ettiğin bisiklet sürüşlerine yaşın da verdiği handikapla alışmakta güçlük çekiyorsun. Kesiliyorsun, bacaklarını hissetmiyorsun. Ertesi gün yaşayacağın kısmi felçli halin hoşuna gitmiyor belki, adımlarını zor atıyorsun ama kızamıyorsun. Üzerinde bıraktığı yorgunluğundan öpmek istiyorsun. Ve biraz biraz daha alışınca bisiklete, keşfetmenin bir numaralı aracı olduğunu anlıyorsun. Tamamen özgür olabilmenin bisiklet üzerindeyken mümkün olabildiğine tanıklık ediyorsun. Adrenalinin, heyecanın, tutkuların tekere karışıyor, oradan da üzerinden geçtiğin yollara. Yeryüzüyle bütün oluyorsun, hem de sıfır karbon salınımsız.
Yeniden özgürlüğe pedallıyorsun.
Dolayısıyla bisiklet güzeldir. Özellikle yeniden dönüş yapmayı düşünenler; Artık ertelemeyin.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder