"Aşk bir sera çiçeği değildir, yabanidir, ıslak bir geceden, güneşli bir saatte doğmuştur, vahşi bir tohumdan çıkmış, vahşi bir rüzgarla esilip yola savrulmuştur." John Galsworthy, The Man of Property
Bundandır ki sevmek pek meşakatli bir iştir. Her yiğidin harcı değil. Her yiğidin harcı olan seviyor gibi yapmaktır. Ve seviyor gibi yapmak aslında en kolayıdır azizim. Kafanı sağa çevir hemen. Birbirlerine umarsızca serenad yapan şu aşıklara bak. Bak, bak, rahatsız olmaz onlar. Onların bu gösterileri halka mâl edilmiştir, salt bir göz boyamadan ibarettir. İçlerini dışlarını biliyorsunuz ya, onlar en harikası, en güzelleridir azizim. Oysa mâl olmak ne de basittir. Bir güzel fotoğraf, dostlar arasındayken birkaç pohpohlayıcı söz. Seviyor gibi yapmak ne de kolay azizim. Oysa sevmek ağızda, dilde güzel durmaz. Sevmek gönüle, beyne, dudağa yakışır. Boş palavralara ne hacet azizim. Asıl farz olan kafayı onunla doldurup boşaltmaktır. Sen de beni umutsuz bir romantik sanma azizim. Yakarışım, gençliğiyle gözleri kapanmış yalancı aşıklaradır. Sen beni deli divane sanma azizim. Bendeki bu aşk sadece aşka olan arayışımdandır. /C.Ünsaler
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder