5 Ocak 2016 Salı

Yeni yıla 15 kala/Bir yılbaşı trajedisi




“Bir kere sevginizi belli ettiniz mi dünyadaki diğer tüm insanlar sizden daha fazla değer kazanır onun gözünde…” /C. Bukowski

Bukowski bir kez daha haklıydı. Üstelik bir kere değil, sayısızca ele verilmişti duygular. Bir insan hep mi koşar, eylemi gerçek ve yan anlamlarıyla sürekli mi çekimler, eylemin değişmez öznesi olur?Kabak gibi ortadaydım. Samimiyet işe yarar sananlardandım. Ve o gece, 2016’ya dakikalar kala yine koşuyordum. Hava İzmir’de hiç olmadığı kadar soğuktu. Fırtına vardı, ayağım akılsızlığımdan sekiyordu, yorulmuştum. Belki de son parkurum olduğu için bu kadar hırsla koşmuşum, bilemezdim.

Büyük bir kanun vardı. Kaçan kovalanır. Keşke bu mit her zaman geçerli olmasaydı. Sevginin gücü küçümsenmeseydi, inanç ayrılıklara yenilmeseydi. Ben o gece son kez koştum. Ve oraya vardığımda yeni yıla 15 dakika kalmıştı. Yollar ve insanlar telaşımı okudu yüzümden, heyecanım bulaştı her yere. Yüzde 1 ihtimal hiçbir zaman bu kadar umut aşılamadı yeryüzündeki herhangi birine. O ihtimalin peşindeydim. Az sonra inanmak istemediğim şeyler gerçeklik olarak yüzüme abanacaktı. ‘İletişimsizlik mümkün değildir.’ demişti fakültemizin amfisindeki ilk dersimizde Mustafa hocamız. İnsanın yaşamını sürdürebilmesi buna bağlıydı. O gün o saatte iletişim kuramamanın çaresizliğini yaşıyordum. Özgüvenim, samimiyetim, güzel giyimlerim ve sözcüklerim boğazıma düğümlendi. Muhatabına ne o an ne de öncesinde açılamadı, konuşamadı. Anlayamamıştım. Bir insan aynada gördüğüne bu kadar mı yenilebilirdi? 

Cebimden bir sigara çıkarıp Dario Moreno Sokağı’na, aşkın sokağına kırgın kırgın bakıyordum. Dario beni görseydi mücadelemden etkilenir miydi bilmiyorum ama o gece sokağını gizli gizli ıslatan bendim. Behçet Aysan’ın dizelerini andım, “Saçılmış bir nar gibi(ydim)yim.” Hep koşmanın, sonucu değiştirememenin çaresizliği ağırdı. Ne varsa yaşanmış her birini görüyor, taa geçmişe uzanıyor, hatayı kendimde arıyordum. Yine de bir yere kadar suçlu olabilirdim. İyi niyetlerimin gerçeklerle yüzleşmesi zaman alıyordu. Gerçekler acı olanlardı ve onları yüreklilikle dile getirmeyi başarabilenlerin sayısı çok azdı.

O gece onu yakalayamamış olsam da koşmamın evrensel bir anlamı vardı. Yeni yıla 15 kalmıştı ve ben tüm şehre tepeden bakan bir yerdeydim. İnsanlar vardı, şöleni izlemek için oradaydılar. Aralarına fazla karışmadan kendime şehri gören bir yer buldum. Bir sigara daha yaktım. Ve ben de geri sayıma başladım. 2015’in bana etkileri, sınırlarımı aşarak sevmemin boşunalığı, normale dönme isteğim, unutmak… Her şey üst üsteydi. En altta ben vardım. Üstelik bilerek en alta sıkıştırılmıştım.

Saat 00:00 olduğunda şehrin dört bir yanından atılan havai fişekler kalbime ve zihnime atılan anlamlı birer işaret fişeği gibiydiler.  İnsanlar yeni yılın coşkusunu sevdikleriyle doyasıya yaşarlarken, bense düş kırıklıklarımın ağırlığı altında kafamı kaldırmaya çabalıyordum. Bir süre fişeklerin bana fısıltılarını dinledim. Sonra herkesten önce bindim asansöre, aşağıya indim. Ne yapacaktım şimdi?

Yollar gerçekten de birdenbire boşalmış, tam da ortada kalmıştım. İki yol vardı; bir ona çıkabilme ihtimalli bilinmeyen yollar, bir evimin yolu. Bir süre iki tarafa da yol aldım. Yazacak, söyleyecek kelime kalmamıştı. Başka bir iletişim biçimi geliştirmek istedim o an. Hava soğuk, fırtına var. Ev yönüne uzun bir yol kat ettim. Ne varsa geçmişten bugüne, acısı-tatlısı, her şeyi ama her şeyi masaya yatırdım zihnimde. İç sesim avazı çıktığı kadar bağırıyordu bana. Zaman zaman ben de sesimi yükselttim, kavga ettim benliğimle. Sonunda kabul ettirdim kendime. Artık görebiliyordum birilerinin kimsesizi olabildiğimi. Hüzünle karışık sevindim buna. Şunu şunu yapmayacaksın dedim. Usta şairin dizeleri geldi aklıma; 

“Ey benim iyimser hallerim, çabuk aldanışlarım…Değmeyeceklere kafama takışlarım, yoktan yere akıp giden gözyaşlarım, hepinize elveda…Artık ben kimsenin, hiç kimsesi olmayacağım.” Şiir Nazım’ın, bilmesem ne ara yazdım bu dizeleri diyecektim. Ve ben artık sözün bittiği yerdeydim. Bir sigara daha yakarak bütün yaşanmışlıkları sigaraya yükledim. Bu yüzleşme ölüm gibiydi. Sonunda sigara sönecek ve her şey bitecekti. Öyle oldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder